22 Mayıs 2016 Pazar

Aynısefa Özlü Bitkisel Vücut Losyonu / KremiTarifi

Aynısefayı (Calendula, Marigold) daha evvelki tariflerimde de kullanmıştım. Mesela Defne Sabunu yaparken. Bu defa bu şifalı çiçeğin bitkisel yağını vücut losyonu yapımında kullandım. Hem de bolca. O kadar güzel ve ferah bir kokusu var ki, resmen koklamalara doyamıyorum.
Tarifime geçmeden önce, Aynısefa yağının faydaları ile ilgili kısaca bir özet geçmek isterim.
*Sivilce ve akneleri kurutur, yeniden sebum oluşumunu dengeler
*Siyah nokta oluşumunu önler
*Antiseptiktir. Bakteri ve enfeksiyon oluşumunu engeller
*Güneşin zararlı ışınlarının cildi tahrip etmesini önler
*Kuru cilt problemi ile oluşan kaşıntılı ve döküntülü durumları önler
*Cildi nemlendirir ve cildin nemi uzun süre muhafaza etmesine yardım eder.
*Varis probleminde iyileşmeye yardımcı olur
*Mantar oluşumunu engeller
*Bebeklerde pişik oluşumunu engeller (doz ayarı önemli)
*Cildi sakinleştirir, masaj ile uygulanır, dahilen alınmaz.
Görüldüğü üzere, cilde son derece faydalı bir bitki olan aynısefa, yağı ile bizlere çeşitli bakım ürünleri yapımında da kullanım kolaylığı sağlar.
Gelelim bitkisel vücut bakım losyonu tarifime.

Malzemeler:

*1 tatlı kaşığı bal mumu
*2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı
*1 tatlı kaşığı bitkisel gliserin
*1 tatlı kaşığı tatlı badem yağı
*20 damla aynısefa yağı
*10 damla Emu Yağı (aşağıda bu yağ ile ilgili bilgi bulabilirsiniz)
*5 damla Mersin Yaprağı yağı (aşağıda bu yağ ile ilgili de bilgi bulabilirsiniz)

Yapıma yine bir kase içerisinde benmari usulü bal mumu ve hindistan cevizi yağını eriterek başlıyoruz. Kasemizi serin bir yere alıp içerisinde tatlı badem yağını ve gliserini ilave edip çırpıyoruz. Daha sonra bitkisel yağları ilave ederek serinleyene dek çırpıyoruz. Soğutana dek ve kıvam koyulaşana dek ara ara karıştırıyoruz. Temiz bir krem kavanozuna veya benim yaptığım gibi pompalı bir sıvı sabun şişesine alıyoruz ve ihtiyaç oldukça, özellikle duştan sonra tüm vücudumuza uyguluyoruz.

Şimdi, öncelikle Emu Yağı ve faydaları ile ilgili bilgi vermek istiyorum.
Emu Yağı, Avustralya'da yaşayan büyük bir deve kuşu cinsi olan Emu kuşundan elde ediliyor. Özellik bakımından insan vücudundaki yağa benzerlik gösterir. Omega9 ve Omega6 bakımından son derece zengindir. Cildin en alt katmanlarına dek ulaşabilen ender yağlardandır. İçerisinde poly-doymamış yağ asitleri ile iltihap oluşumunu engeller. A ve E vitamini yönünden de son derece zengindir.
Eklem ve kas dokusuna nüfuz ederek ağrı ve rahatsızlıkları engeller. Ciltteki leke ve izlere (ameliyat izleri gibi) iyileşmeleri için yardımcı olur. Mantar, açık yara, böcek sokmaları ve kaşıntılı deri hastalıklarında tıbbi ilaçlarda dahi kullanılmaktadır. Kuvvetli bir nem tutma özelliği vardır.
Dolayısıyla kuru cildin neme doymasını sağlar, yaşlanma belirtilerini geciktirir. Ölü cilt tabakasının atılarak, cildin nefes almasını sağlar. Düzenli kullanımda romatizmal rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır.
Görüldüğü üzere, inanılmaz faydaları olan bir yağ Emu Yağı.

Gelelim Mersin Yaprağı Yağı ve faydalarına.
Mersin ağacı, Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen, beyaz çiçekler açan ve yemişi siyah renkli olan bir ağaçtır. Zaten yaban mersini meyvesini artık ülkemizde bol miktarda tüketiyoruz, kurusunu da her mevsim rahatlıkla bulabiliyoruz.
Antiseptik özelliği ile özellikle idrar yollarının temizliği açısından dahili faydası bulunan bir meyvedir mersin. Özellikle çocuklarda diyareyi engeller. Damar büzücü etkisi ile kanamaların durdurulmasında aktif rol oynar.
Mersin yaprakları kurutulmuş olarak baharat şeklinde de kullanılmakta. Yağı ise akciğer ve solunum yolları iltihaplarına, nezleye, barsak iltihaplarına, mide ağrılarına, egzama ve benzeri cilt hastalıklarına, yaraların iyileşmesine, kan şekerinin dengelenmesine, cilt hücrelerinin yenilenmesine ve yaşlanmanın geciktirilmesine, akne, sivilce ve çıbanların iyileştirilmesine, sinir sisteminin düzenlenmesi ve uyku probleminin giderilmesine fayda sağlar.
Yine doğa ananın bizlere karşılıksız ve bedelsiz bir armağanı Mersin Yağı.

Bunca güzel nimet varken, bence her durum için ve sağlıklı yaşam için bitkisel ve organik ürünler yapılabilir. Zaten kocakarı ilaçlarının temelleri de doğanın ta kendisidir. Yüzyıllar, hatta bin yıllar boyu uygulanmış bu formüller, çağımız ve çevre koşulları gereği kuvvetlenmiş hastalıklarda muhakkak tıbba destek amaçlı kullanılmaya devam edilmeli.
Ama, her zaman dediğimiz gibi, rahatsızlıklarda önce doktora, sonra doğaya koşun.
Sağlıcakla kalın...